5- Kumlama Yöntemi İle Yapılan Kot Kumaşı Ağartma İşinde Kaçınılmazlıktan Bahsedilemez (Yargıtay 10.HD 2018/7595)

  • Oluşturulma Tarihi : 2019-06-17 14:22:45
  • Son Güncelleme: 2019-07-08 09:10:05
  • Yazar/Hazırlayan: Belirtilmemiş
  • Yükleyen: Yalçın KILIÇ
  • Doküman No: 832897
  •    825
  •    7
  •    1
  •    0
  •    https://isg.email/T0n0T6

Yargıtay 10 HD 2016/3375 E., 2018/7595 K. (04.10.2018)

 

Tekstil işyerinde kumlama yöntemiyle kot taşlama işçisi olarak çalışan sigortalının mesleki pnömokonyoz hastalığına yakalanarak %24 oranında sürekli iş göremez duruma girmesi sebebi ile, sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalının tedavi giderleri SGK tarafından karşılanmış ve peşin sermaye değerli gelir bağlanmıştır.

 

SGK tarafından açılan rucuen tazminat davasında, işveren kusuru %85, sigortalı kusuru %10 ve %5 kaçınılmazlık oranları kabulü ile; kaçınılmazlığın %3 ünü işverene, %2 sinin ise sigortalı kusuruna eklenmek suretiyle davalı işverenin %88 oran üzerinden sorumlu olduğunun kabulüne karar verilmiş; SGK tarafından karara itiraz edilmiş, temyize götürülmüştür.

 

Yargıtayda yapılan temyiz görüşmesinde, “kumlama yerine farklı yöntemler kullanılabileceği” bu sebeple kaçınılmazlık ilkesinin söz konusu olayda geçerli olmadığı, kaçınılmazlık uygulanması için ilmen ve fennen bütün önlemlerin alınması gerektiği gerekçesi ile ilk derece mahkeme kararı bozulmuştur.

 

Kararda işverenin kusur sorumluluğu, illiyet bağı, kaçınılmazlık ilkesi, İSG Eğitimleri gibi konular detaylı bir şekilde ele alınmıştır.

 

Kararda öne çıkan bazı hususlar şu şekildedir:

 

Dava, meslek hastalığı nedeniyle sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin sermaye değerli gelir ve tedavi giderlerinin 506 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, işveren kusuru %85, sigortalı kusuru %10 ve %5 kaçınılmazlık oranları kabulü ile; kaçınılmazlığın %3 ünü işverene, %2 sinin ise sigortalı kusuruna eklenmek suretiyle davalı işverenin %88 oran üzerinden sorumlu olduğunun kabulüne karar verilmiştir.

 

İşveren ve üçüncü kişilerin, meydana gelen iş kazası meslek hastalığı nedeniyle … Kuruma (SGK’ya) karşı … sorumluluğu, kusur sorumluluğu ile sınırlı bulunmaktadır.

 

Anılan KUSUR SORUMLULUĞU; ancak işverenin kastı, suç sayılır eylemi, işçilerin sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına aykırı eyleminin, üçüncü kişilerin kasıt ve kusuru ve bunlarla meydana gelen iş kazası arasında İLLİYET BAĞININ BULUNMASI HALİNDE OLUŞMAKTADIR.

 

Buna göre; işverenin/üçüncü kişilerin iş kazası/meslek hastalığındaki kasıt veya kusurunun tespiti amacıyla; iş kazasının oluşumuna ilişkin maddi olguların eksiksiz biçimde saptanması, sorumluluğu gerektiren her koşulun, kendi özelliği çerçevesinde araştırılıp irdelenmesi, işveren ve diğer ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi gerekir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, işçi ve işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.

 

Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının … raporda tartışılması gerekir.

 

Kaçınılmazlıktan ise, işveren tarafından tüm önlemler alındığı ve kazalı da bu önlemlere uyduğu halde kaza/hastalık meydana gelmişse söz edilebilecektir. “Kaçınılmazlık sosyal sigortalar uygulamasında, hukuksal ve teknik anlamda, olayın meydana geldiği tarihte geçerli olan BİLİMSEL VE TEKNİK TÜM ÖNLEMLERE RAĞMEN zararın meydana geldiği ve önlenemediği durumları anlatan bir kavram…” olup; bu halin kabulünün şartı, “…vuku bulan olaya karşı koyulmazlık hali ve her türlü tedbirin alınmasına rağmen gerçekleşmesi önlenemeyen ve objektif bir kaçınılmazlık durumunun söz konusu olmasıdır. Umulmadık bir hal kaçınılmazlık olarak nitelenemeyecektir. Ummamak, ummayı düşünmemek ve zarar verici olay ile karşılaşmak, kaçınılmazlık olarak değerlendirilemez.”

 

Burada amaçlanan, yapılmakta olan iş nedeniyle işçinin vücut tamlığı ve yaşama hakkının önündeki tüm engellerin giderilmesidir. Uygulamada önemli olan, işverenin iş kazasına neden olmuş hareketinin işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığının belirlenmesi işidir.

 

Bu konuda yapılacak ilk yargı işlemi, mevcut hükümlere göre alınacak önlemlerin neler olduğunun saptanmasıdır. Mevzuat hükümlerince öngörülmemesine karşın, alınması gerekli başka bir tedbir varsa, bunların da tespiti zorunluluğu açıktır. Anılan önlemlerin işverence tam olarak alınıp alınmadığı (=işverenin koruma tedbiri alma ödevi), alınmamışsa zararın bundan doğup doğmadığı, duruma işçinin önlemlere uymamasının etkili bulunup bulunmadığı (=işçinin tedbirlere uyma yükümlülüğü) ve bu doğrultuda tarafların kusur oranı belirlenecektir. Sorumluluğun saptanmasında kural, sorumluluğu gerektiren ve kanunda belirlenmiş bulunan durumun kendi özelliğini göz önünde bulundurmak ve araştırmayı bu özelliğe göre yürütmektir.

 

Bilindiği üzere, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların beden ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler.

 

İşçi sağlığı, iş güvenliği ve yapılmakta olan iş nedeniyle işçinin eğitimi, bir kısım mevzuat hükümlerini içerir belgelerin kendilerine verilmesini değil, eylemli olarak, bu bilgilerin aktarımı ve öneminin kavratılması ile sağlanabilir. Eğitimden sonraki aşama ise, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili önlemlerin alındığının ve uygulandığının denetlenmesidir. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal öneme sahip bulunan araç ve gereçlerin sigortalılar tarafından kullanılması sağlandığında, kazalanma/hastalanma ihtimalinin tamamen ortadan kaldırılabileceği de yadsınamaz bir gerçektir.

 

Aksine yaklaşım, her tür meslek hastalığının oluşumunda belirli oranda kaçınılmazlığın etkili olacağı kabulüne yol açacaktır. Böylesi bir yaklaşım ise, gelişen bilimsel ve teknolojik imkânlar ile sosyal güvenliğin yöneldiği amaçla bağdaştırılamaz.

 

Değinilen yasal mevzuat ve yapılan açıklamalar çerçevesinde; davalıya ait tekstil işyerinde kumlama

yöntemiyle kot taşlama işçisi olarak çalışan sigortalının mesleki pnömokonyoz hastalığına yakalanarak %24 oranında sürekli iş göremez duruma girmesi şeklinde gelişen zararlandırıcı eylemde, sigortalının mesleki pnömokonyoz hastalığına yakalanmasına sebebiyet veren kot taşlama işi, kotların beyazlatılması ve eskitilmiş görünümü verilmesi için, kumun kuru hava kompresörleriyle kotların yüzeyine tutularak aşındırılması işlemi olup, ÜRETİMİN ZORUNLU BİR PARÇASI OLMAYIP TAMAMEN ESTETİK KAYGILARLA uygulanan bir yöntemdir.

 

Kaldı ki, aynı iş makine kullanılarak laser veya robotlar aracılığıyla da yapılmaktadır. İşyerinde alınması gereken önlemlerin hiçbirinin işveren tarafından alınmadığının bilirkişiler tarafından tespit edilmiş olması, aynı işin makine kullanılarak laser veya robotlar aracılığıyla da yapılması mümkün iken kumlama yöntemiyle üretim yapılmasında ısrar edilmiş olması, Anayasa ile teminat altına alınmış olan yaşama hakkının ihlali niteliğinde olup, bu durumun "kaçınılmaz bir sonuç olarak değerlendirilmesi" isabetli bulunmamaktadır.

 

Yukarıda açıklanan nedenlerle, meslek hastalığının oluşumunda kaçınılmazlık faktörünün uygulama yeri ve etkisinin bulunmadığı gözetilerek, iş güvenliği konularında uzman tekstil mühendisi, kimya mühendisi ve göğüs hastalıkları uzmanı bilirkişilerden oluşacak heyetten yeniden rapor alınması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.